Umut senin için dört hafti yalnızca
Seni sevenler için dört haftan fazlası
Benim içinse yalnızca bir
Bir yürekti umut
Sen üfledin
Umudum söndü ve
Ben öldüm
Yalnızca…
Kubilay Karpat

Filistin...
Filistin’de yaşıyorsun bundan kötüsü yok.
Olsun, ülkeni sev!
Tüm dünya senden vazgeçmiş.
Olsun, dünyayı sev!
Vurdulu kırdılı hayatın, evin dört duvarmış
Yıkıldı mı?
Sakın vazgeçme şimdi!
Bazen her yerden ateş ettikleri oluyordur,
Kafana sıkıp kurtulasın geliyordur,
Kavgası savaşı tankı derdi;
Ah be kardeşim başına ne geldi?
Ah kardeşim, ahh! Ne geldi başınıza, kimler geldi başımıza da bunlar oldu? Ah kardeşim bazen diyorum ne çaresizim, yapabileceğim bir şey bile yok! Bir mermi dahi sıkamıyorum o canilere, hatta küçük bir taş parçası bile kaya gibi atılması zor. Kardeşim siz hayattan koparken inanın bize yaşam bile ölüm geliyor. Gözyaşlarınız Anadolu’da büyüyor kardeşim, ordan denizlere dökülüyor.
Evet! Kanımız sizinkiyle beraber dökülmüyor kardeşim ama gözyaşlarımız hiç durmuyor, ettikleri katliam ne kadar büyükse, size ettiğimiz dualar da o kadar kardeşim! Hiç korkma sen, eğer ölürsen cennet kapıları sonuna kadar açıktır Müslüman kardeşim, eğer ölürsen dualarımızı dinle kardeşim, yüreğimiz hep sizinle…

Michael Jackson
Amerika’nın en çok satan 10 albümünün onu da Michael Jackson’a ait.
New York, 9 Temmuz 2009
O popun üç harfinden biri oldu. 80′ler, 90′lar hep onunla geçti. Onun sözlerini geveledik ağzımızda sürekli. Yinen hakkında onlarca şey söylenen oydu; ama hiç bir şey onun yükselişini durduramadı. Her daim canlıydı, enerji doluydu; konserleri şovları bunu kanıtlarcasına binlerce kişi tarafından izlendi hep. O yaşayan bir efsaneydi.
Fakat mutlak sondan o da kaçamadı, nasıl öldü bilemiyorum ama o öldü!
Peki onun için ne değişti? Zaten o değil miydi, ileri giderken aslında geri giden? Farketmediniz mi, o bizden uzaklaşmadı aksine daha da yaklaştı. Müzik kanallarında onun klipleri oynuyor sürekli, müzik listelerindeki şarkılarının sayısı bir, ikiye geçeli günler oldu… Onu kaybedince, değerini daha bir anladık sanki. Neyse bu yazının da mutlak bir sonu olacak elbet, diyeceğim şudur ki:
Tekrar hoşgeldin Michael!

Harry Potter serisi artık sadece çocukların ve gençlerin takip ettiği bir seri olmaktan çıkıp yetişkinlerin de yakından takip ettiği bir fenomene dönüştü. Serinin son filmlerini sinemada seyredenler bu görüşümü katılacaklardır diye düşünüyorum. Bu işi başaranları kutlamak lazım.
Filme dönersek serinin 6. kitabının uyarlaması serinin önceki filmlerine göre daha çok olumsuz eleştiri aldı ve insanların kafasında soru işaretleri bıraktı. Seriyi okuyanlar bu filmi son filmlere hazırlık olarak gösteriyor, kimileri de sıkıcı olduğunu söylüyor. Evet, filmin aksiyonu biraz az olmuş; özellikle daha önceden sıkça gördüğümüz “görsel şölen” olarak nitelendirilebilecek pek fazla sahne yoktu. Daha çok kişiler arası ilişkilere değinilmişti. Filmin sonuna değinirsek açıkça hiç bitmesini beklemediğim bir yerde bitti. Bu sebeple Ölüm Yadigarları’nı merakla bekliyorum yada bekliyoruz…

“Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim. “
Mg’nin Mekanı : mythicalmg.blogcu.com
Belki her doğan güneşle doğmam ama her batan güneşle de batmam ben. . .
diyen Mümin Güneş arkadaşımızın açtığı blog’a yayın hayatında başarılar dilerim…
Aşk bu yaşayan bilir
Peki ya bu dünyada
Yaşamayan mı bilinir
Onun okyanusunda
Gözlerin fenerimdir
Bense kendi çapında
Öylesine bir tekneyimdir
Bir gün batacaksam da
Sensizlik ecelimdir
Kubilay Karpat
Çanakkale Savaşı’nın kara çıkartması sürerken düşman birliklerin Kabatepe’ye yaptığı baskın esnasında gelişen bir olay;
…
Baskın baskın olmaktan çıkmıştı. Filikaları çeken muhribe işaret vererek yaralıların alınmasını istediler. Muhrip yaklaşarak ışıldağı ile kumsalı aydınlatıp durumu gözden geçirdi. Kumsal yaralı doluydu. (Düşman birliklerinden bahsediliyor)
Gemiden bir motor indirilip yollandı. Motor kıyıya yanaştı. Türkler motorun niye geldiğini anlamadıkları için ateş ediyorlardı. Kolları Kızılhaç işaretli sağlıkçılar kumsala çıktılar. Ellerinde sedyeler vardı.
Bunu görünce (Türkler) ateşi kestiler.
Sağlıkçılar Türklerin Ertuğrul Koyu’nda da yaralıların toplanmasına izin verdiklerini duymuşlardı. Türklerin anlayışına güvenerek ölüleri ve yaralıları motora taşımaya başladılar. Son yaralıyı da taşıdıktan sonra sağlıkçıların şefi, karanlığa saygıyla selam vererek görmediği Türklere teşekkür etti.
..
Turgut Özakman / Diriliş s. 364
Dağ başında bir bina
Okul desen az kalır
Kardeş gibi bir sima
Umutsuz günde bir o kalır
Zaman karşı yol alır
Belki biraz yeniyiz, biraz da göçebe
Erkeğiyle kızıyla bizim adımız dokuz be
Dokuz Bee
Yıl dokuz, doksan dokuz
Vakit on yedisi ağustosun
Dün vardık, bugün yokuz
Haykırışı olmuş tüm ulusun
Saat üç gibi gece yarısı
Sokağa dökülmüş Marmara’sı
Genci yaşlısı, kocası karısı
Ve deniz olmuş yapma karası
Neredeyse yirmi bin kişi
Yummuş hayata gözlerini
Kimilerinin bitmemiş bir işi
Kimileri tutamamış sözlerini
Üstüne kır üç bin yaralı
Uzattığın ele muhtaç
Yaralar kanlı, çok azı sarılı
Gözler yaş, karınlar aç
On yedi ağustos, günlerden salı
Kaç yürek yandı, kimbilir kaç?
Kubilay Karpat